Hristiyan dünyası olarak Rabbimiz İsa Mesih’in doğuşunu kutladığımız şu günlerde yine ve yeniden ilginç haberleri görmekte ve duymaktayız. Bir grup daha önceden Kocaeli’nde astıkları reklam posterleri ile halkımızı kendi önyargıları ile manipüle etme girişiminde bulunmuşlardı. Bugünlerde de Noel Baba’yı dövme etkinliği ile karşımıza çıkmaktadırlar.[1]

Çoğu zaman haklı olarak bu tür cahillikleri ve safsataları görmezlikten geliyor ve umursamıyoruz. Düşünsenize, hala yılbaşı ile İsa Mesih’in doğuşunu yani Noel’i karıştıranlar var! Bu nokta da insanın aklına iki şey takılmaktadır. Birincisi bu tür bir söylem cehaletten mi kaynaklanmaktadır yoksa arkasında aslında önyargıların getirmiş olduğu büyük bir yalan mı vardır. Malumunuz okumayan ve araştırmayan bir toplum içerisinde yaşıyoruz ve genelde yaşanan “dezenformasyon” da buradan kaynaklanmaktadır.

İnsanlar kendilerine sunulan her bilgiyi bir gerçek olarak kabul etme eğilimindedirler. Özellikle de kendi dünya görüşlerin destekleyen her türlü fırsatı – gerçeği yansıtıp yansıtmaması önemli olmaksızın – kullanmak istemektedirler. Bu nedenle kulağa ne kadar saçma gelirse gelsin ya da doğru olmadığını bilmesine rağmen böyle bilgileri dahi bir propaganda malzemesi olarak kullanmaktan çekinmemektedirler.

Bu açıdan baktığımızda ben “Yılbaşı ve Noel’in” karıştırılmasını hem büyük bir cehaletten ama aynı zamanda da bunun tam tersi temelde tümüyle bir cehaletten kaynaklanmadığını düşünüyorum. Bu paradoksal durumu lütfen açıklamam izin verin.

Halkımızın belli bir kısmını, daha önce bahsettiğim gibi okumayan ve araştırmayan kesim oluşturmaktadır. Bu kesim için bu iki durumun karıştırılması muhtemel olarak cehaletten ve ilgisizlikten kaynaklanmaktadır.

Zaten okuyan ve araştıran kişiler, “Noel ile Yılbaşı” konusunda en azından Diyanet İşleri Başkanı’nın sözlerinden dahi bu iki durumun farklı şeyler olduğunu idrak edeceklerdir.[2] Bu bakımdan altını özellikle çizmek gerekir ki ülke içindeki önemli kişilerin doğru açıklamalarda bulunması önemli ve ayrıca sevindiricidir.

Fakat bir de belli bir kesim vardır ki – aynı haberdeki protestoyu yapanlar gibi – bu iki farklı olayı cehaletten değil ama muhtemelen başka bir düşünce ile birbirine “özellikle” karıştırmaktadır. Bir nevi insanları galeyana getirmek ve kışkırtma amacı gütmektedirler.

Beni böyle düşünmeye sevk eden nedenlerin en başında bu olayın aslında son yıllarda periyodik olarak tekrarlandığını fark etmemdir. 2010 yılında, 2012’de ve yine bu yıl…[3] Aynı kışkırtıcı protestoların her sene yapılması aslında bunun ne amaç güttüğünü konusunda bir fikir vermektedir. Tabi halkın belli bir kısmı da bu tür girişimlere ve söylemlere ciddi anlamda kulak vermektedirler. Kulaktan dolma bilgiler ile dolan zihinler de doğal olarak genel bir kanı yaratma konusunda bu tarz söylemleri temel almaktadır. Aslında bakarsanız, İncil’in değiştirilmesinden tutun da Üçlü Birlik inancına kadar edinilmiş bilgilerin tamamına yakını bu şekilde edinilmiştir.

Peki, Hristiyanlar olarak bizim bu tür protestolara tepkimiz ne olmalıdır? Şişme Noel Babaları dövüp, kesen bu tür gösterilere nasıl yaklaşmak gerekiyor?

Öncelikle tabi ki bu olaydaki mantık hatalarını her zaman olduğu gibi deşifre etmeye devam etmeliyiz. Örneğin, İsa Mesih’in – ki İslam İnancında da önemli bir karakterdir- doğuşunun kutlanmasının ne gibi bir yanlışının olduğunu, dahası “Noel Baba” gibi çok masumane bir figürün ne açıdan rahatsız olabileceği konusunda insanları düşünmeye sevk etmeliyiz. Çünkü en temel problemimiz, kişilerin kendi söylemleri hakkında dahi önceden pek düşünmemiş olmamasıdır.

Öyle ki İsa Mesih’in doğuşunun kutlandığı Noel Bayramını, çılgın eğlenceler ile ilişkilendirmek, özünde bu bayramın ve kutlamanın nedeninin anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. İncil’i bir kez olsun okuyan kişiler, Kutsal Kitap’ın çılgınca partilere ve ahlaksızlıklara nasıl yaklaştığını ve bunu ne kadar ciddi ve korkunç bir şekilde itham ettiğini görmektedirler.[4]

Fakat sanırım yaklaşım hususunda en önemli noktalardan birisi, İsa Mesih’in bize bildirdiği ve aşıladığı mesajı aklımızda ve yüreklerimizde taşıyarak, kötülüğe kötülükle değil ama iyilik ile cevap vermek olmalıdır. Bu noktada İsa Mesih’in bir yanağınıza vurana diğer yanağınızı çevirin sözü çok yerindedir.[5]

 

İsa Mesih, karşılık verme konusunda bize Hristiyanların Allah’ın çocukları olduğunu[6] ve bu şekilde davranması gerektiğini hatırlatır. Aynı zamanda yüreklerde kurduğu egemenliğin, davranışlarda nasıl bir değişime neden olduğunu belirterek, bir Hristiyan ile dünyevi arzulara göre yaşayan bir kişi arasındaki farkı gözler önüne sever.

İnsanın düşkün doğası kesinlikle kendisine şiddete şiddet ile hakarete hakaret ile karşılık vermesini söyler. Hatta bunu abartır ve kendisine yapılan kötülüğe misli ile karşılık vermeyi teklif eder. Fakat Rabbimiz İsa Mesih ise bize bunun tam tersini söylemektedir.

Bizler sadece ailemizi, çevremizi ya da bizi sevenleri sevmeye çağrılmadık. İsa Mesih, böyle bir davranışı zaten bir putperestin[7] de gösterdiğini söylemektedir. Bizler, bizden nefret edip, bize zulmedenleri dahi sevmeye çağrıldık![8] Çünkü Allah’ın kendisi böyle yaptı. Biz daha günahkârken[9], bizim için bu dünyaya gelip bizim yerimize kendisini çarmıhta günahlarımıza karşılık sundu.[10] İşte Doğuş bayramını kutlarken, aslında Allah’ın bize olan sevgisinin ne kadar derin olduğunu anlayabiliyor ve O’nun çocukları olarak bu sevgiye sahip olmaya çağrılıyoruz.

Allah’ın kendisi, bizleri bu düşmüş ve yozlaşmış dünyanın arzu ettiği gibi değil, yaratılış amacımıza uygun olarak, kendi egemenliğinin bir ferdi olarak davranmaya çağırıyor. İşte bu Noel’in ve Müjdenin mesajıdır: “Tövbe edin! Allah’ın egemenliği yaklaştı!”[11] Bu “Egemenlik”, dünyasal krallıklar gibi değildir. Bu egemenlik, yüreklerde başlamaktadır. Allah, insanın yüreğinde egemenliğini kurmak istemektedir.[12] Bunun için yeryüzüne adım atmıştır. Bunun için İsa Mesih, Allah ile barışmamız ve O’nun egemenliğinin bir ferdi olmamız için, bizlerin taşlaşmış ve nasır tutmuş yüreklerini değiştirmek ve bizde yeni bir yürek yaratmak için, kendini alçaltmıştır.

Rabbimiz İsa Mesih kesinlikle çok ama çok farklıydı. O’nun takipçileri (Hristiyan= Mesihçiler) olarak bizlerde farklı olmaya çağrılıyoruz.

Sözün kısası, bir farkımız olsun…

 


[4] Galatyalılar 5:19-21; 1.Petrus 4:3-5

[5] Matta 5:39

[6] Yuhanna 1:12’de de belirtilmiştir ve bununla birlikte bu terim mecazi anlamdadır.

[7] Allah’a inanmayan kişi

[8] Matta 5:44

[9] Allah’ın buyruklarını çiğneyerek, Allah’a karşı gelmiş ve isyankar olmuş kişiler iken..

[10] Romalılar 5:8

[11] Markos 1:15

[12] Luka 17:20-21